siiradresi

siirler, sairler,Yazın Türleri(Hikayeler,Denemeler)
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ferhat ile Şirin (hikayesi)Devamı-3

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Turan Ergün
* AdMiN* AdMiN
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Yaş : 52
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 25/05/08

MesajKonu: Ferhat ile Şirin (hikayesi)Devamı-3   Ptsi Kas. 24, 2008 10:32 pm

Sehir sudan umudunu kesmisti. Sessizce ölümünü bekliyordu. Kimsenin dagin ardina gidecek gücü yoktu su içmek için. Gitmeye kalkanlar baygin yigildilar dagin yamacina. Simdi kayu bir sessizlik yalnizca Ferhat'in kazmalariyla yirtiliyordu. Ferhat, üzgün, Sirin'in mektubuna karsilik olan türküyü söyledigi zaman arkasinda Sirin'in bulundugunu bilmiyordu. Biraz sonra bir hisirti oldu, Ferhat arkasina bakti, Sirin'i gördü. Kucaklastilar. Sirin, saraya dönerlerken, bir yolunu bulup babasinin yanindan ayrilmis, kosa kosa Ferhat'in yanina dönmüstü. Susuzluktan kuruyan gözleri, dudaklari, artik son gücünü harcadigini gösteriyordu. Uzun zaman birbirlerinden ayrilmadilar. Sonra baktilar ki günes batmaktadir ve su gecikirse sehir kirilacaktir, birlikte çalismaya koyuldular. Ferhat kazmasiyla kocaman kayalari kopariyor, Sirin de kendisinden umulmayacak bir güçle bu kayalari açilan tünelin disina çikariyordu. Sehir büyük bir sessizlik içinde yavas yavas erimekteydi. Ferhat gittikçe koyulan sessizligi duydukça kazmasini daha büyük bir hinçla salliyor, günes batmadan önce dagin ardindaki gür suyu sehre akitmak istiyordu. Açilan tünelin bir ucunda isiklar kirmizilasmaya, tünelin içini karanliga gögüs geren koyu bir pembelik sarmaya basladigi sirada, güçlü bir kazma vurusuyla düsen bir kayanin yerine dolan mor isiklar bu büyük çabanin sonunu müjdelediler. Ferhat daha sonra suyla tünel arasina büyük bir ark açti, suyun akis yönünü degistirdi. Biraz sonra sehirden gelen çigliklar, ölüm saçan susuzlugun sonunu bildiriyordu. Ferhat ve Sirin, bir agacin gövdesine sirtlarini dayadilar, düsünceye daldilar. Gittikçe artan uzak çigliklar arasinda aksam pembeden koyu maviye dogru degiserek ilerliyordu. Bu güzel bitisin kendilerinin sonu olacagini bilerek susuyorlardi. Uzun uzun sustular. Sonra artik günün son isiklari da uyumaya gidince, yavasça yerlerinden dogruldular. O sirada ne Ferhat, Sirin'in güzünden akan bir damla yasi ne Sirin, Ferhat'in gözünden akan bir damla yasi görebildi.Ferhat, Sirin'e dedi ki:

Varligin varligima karisacak
Umut yorulmaz bir atli gibi çikti geliyor
Dünyamizda gözlerinin vazgeçilmez mavisi kurulacak
Bunu hayir diyenler de biliyor
Ölümlerden ölümsüzlük devsirenlerde
Eski bir kolayliktir kendinden utanmak
Çok eski bir zorluktur seni sevmek
Bulutlarin yagmurlardan koparildigi yerde
Inançlarin durup kaldigi günde
Her direnç bizim için sonsuza açiliyor
Çöllerden daha kuru ve bitkin bekleyislerde
Her umutsuzluktan sonra sular basliyor
Sen yasamsin bir yandan olmaza degisirsin
Yikarsin bütün umudu geçilmez daglarinda
Bir yandan bize bütün maviyi getirirsin
Ölmezligi gök bilen kuslarin kanadinda
Umut olmazliklari bilmeyen ülkedir
Hiç durmndan seni bana ulastiran
Yalnizlik bir korkudur dönüp dönüp
Gelip gene kendisine baslayan



Sirin, Ferhat'a su karsiligi verdi:
Deniz susayinca gök
Bir yagmur deniziydi çilginlasan
Sanilirdi ki bir gün saçlarindan
Umulmadik denizler gelecek
Yasar gibi mavisinde bir çiçek
Bir kus bir ince uçusu söyler gibi
Bir böcek bir ilk yazi anar gibi
Her yoklukta varligin bilinecek
Gün bitince pembeliginde aksam
Bir yeni gün umuduydu bekleyisle
Durmak bilmez yolcuydu
Daha yolcu olurdu hergidisle
Duyar gibi dönmezligi bir akis
Karanligi bilmez gibi sabahlar
Saatlar bir inanca kosar gibi
Her bakisa gözlerini getirecek
Deniz baslayinca gök
Bir sonsuzluktu sulara karisan
Bir günessin güne dogdugun yerde
Kovulmaktan yorgun yolcudur aksam

Ferhat ve Sirin dagdan sehre indiler. Suya kanmis bir kalabalik her yanda sevinç gösterilerinde bulundu onlara. Ferhat da, Sirin de, suya kavusan kalabaligin övgülerinden kurtulabilmek için kosarcasina saraya girdiler. Padisah ve adamlari Ferhat'i bekliyordu. Padisah, Ferhat'la Sirin'i bir arada görünce öfkelendi ama bir sey demedi. Ferhat'i yanina çagirdi. Bir torba altin uzatti ona. Ayrica,"dile benden ne dilersen" dedi. Ferhat, Padisah'a , altin istemedigini, yalnizca ve yalnizca Sirin'i istedigini söyledi. "Bir dag delicinin Sirin'i istemesi büyük saygisizlik" diye bagirdi Padisah. Adamlarina bagirdi: "Götürün bu dag deliciyi zindana atin, akillanana kadar kalsin orada." Ferhat yorgundu, zindana girer girmez uykuya daldi. Zindancilardan biri, gün dogarken bir mektup uzatti gizlice Ferhat'a. Mektup Sirin'dendi. Diyordu ki Sirin:

Seninle bir dönülmeze inanan
Her zaman seninle bir Sirin var
Sen git senin pesinden gelecegim
Bizi kolay ayiramaz korkular
Satir satir yazilsa da duygulardan
Ölümlere yokluklara agitlar
Unutulmus serüvenler kadar sönük
Bir gitme umudu sana yeter
Yüreginin derininde kosup duran
Çocuklar kadar korkusuz tutkular
Anlatir her uzaktan geçene
Daglarin ardinda gür sular var
Ögrenecegin hiçbir sey kalmadi
Yalnizliklardan ve suçlu yasaklardan
Büyütecegin umutlar yok
Umut çoktan çekildi bu saraydan
Bir gitme tutkusu sana yeter
Gitmesen de sen yolcusun burada
Için bilinmedik daglara dogru kossun
Gözlerin gün boyu gezinsin ufuklarda

Bir gün sonra, gene gün dogarken Ferhat'a Sirin den bir mektup daha getirdiler. Diyordu ki Sirin:

Yasamak güvenemeden
Direnemeden tutulamadan
Harman yerlerinde savrulamadan
Uzun bir boslukta gelip gitmek
Bir aksam bir bulutu özleyemeden
Bir ilkyaz yagmurunu isteyemeden
Kilicinin ucuna gelen sevinci
Çekip bir yalnizliga isleyemeden

Birgecenin düslerde uzayan yerinde
Kalmak bir yarina dogmayi bilemeden
Bekleyip en uzun yollardan özlemlerle
Bir tutku gibi çikip gelemeden
Yasamak dalgasiz sular gibi
Rüzgârsiz yelkenler gidissiz yollar gibi
Çekilmek kurumus saksilar gibi
Pencere içlerinden kapi önlerinden
Yasamak bitmislikte uykular kadar
Büyüyüp kirgin kaygilar örnegi
Bir uzaga çekilip daglar gibi
Yükseklerin sarkisini söyleyemeden

Ondan bir gün sonra, gene gün dogarken, bir mektup daha geldi Sirin den Ferhat'a. Diyordu ki Sirin:

Günler birer bekleyistir geçilir
Inancinda getirmez bir korkuyu
Koca sehir sana çok görse de
Asilmaz daglardan tasidigin umudu
Sana zaman bir sarkidir söylenir
Der ki çiglikliirdan yorgunsan eger
Umut gemileri batmadan daha
Kendini baska bir mavilige ver
Baska bir rüzgârda yürü tutkuyu
Bir gün sevince varmayi birakma
Tut ki boydanboya çöktü sevgiler
Soracagin ne kaldi yalnizliga
Bilirsin ki distan yikamazlarsa
Gelir içten alirlar kaleleri
Kavgada yere sermezler de
Kavgasiz birakirlar önce seni
Unutur musun bir gün
Seni sessizce arkadan vurani
Yazik sana çok gördüler
Kavgada verecegin bir avuç kani

Sirin'in Ferhat'a gizlice mektup yolladigini duyan Padisah kizini yanina çagirtti ve "üç gün içinde dügünün olacak, bilesin" dedi. Sirin, babasina, Ferhat'dan baskasini istemedigini, baskasina vermeye kalkarsa kendini öldürecegini kesinlikle bildirdi. Padisah, Sirin'in bu sözleri üstüne iyice öfkelendi, Adamlarina buyurdu: "O Ferhat denen dag deliciyi çikarin zindandan, söyleyin ona, hemen bu sehirden çekip gitsin. Yoksa boynunu vurdururum." Sirin babasinin yanindan çiktiginda yikilmis gibiydi. Gene de umutluydu. Zindanin kapisina kostu. Adamlar Ferhat'i çikariyorlardi. Sirin, Ferhat'a "daglarda bekle beni" diyebildi. Hemen Ferhat'i uzaklastirdilar, götürüp sehrin kiyisina biraktilar. Ferhat su getirmek için oydugu daga çikti. Bir magara oydu kendine. Orada yalnizca acilarini ve umudunu yasamaya koyuldu. Dügün baslamak üzereydi. Ertesi gün çalgilar çalinacakti. Vezirin oglu tras olmus, yenilerini giymisti. Sarayda basdöndürücü bir gidis gelis göze çarpiyordu. Kadinlar Sirin'i kandirmaya çalisiyorlardi uzun uzun. Sözü biri aliyor, öbürü birakiyordu. Sirin susuyordu. Bir firtina öncesinin sessizligi gibiydi. Üstünde ne yapacagini bilenlerin dinginligi vardi. Su sasirtan ve korkutan dinginlik, aksama dogru kesin bir sevince birakmisti yerini. Son dakikaya kadar Ferhat'a kavusmayi deneyecek, kavusamazsa odasinin penceresinden usulca asagiya birakacakti kendini. Yasamakla da, ölmekle de Ferhat'in olabilecegine inaniyordu. Gülüyor, sarkilar söylüyordu. Aksam geceye dogru degisirken, sarayin kapisini bekleyen bekçinin yanina gitti. Ondan kendisini kapidan birakmasini istedi. Sirin, sarayin kapisindaki bekçiye dedi ki:

Gün dogdu umut kirildi
Birak beni gideyim
Dünyam bütün karardi
Birak beni gideyim
Ben topraktan ayrilamaz bir suyum
Denizlerini özleyen gemiyim
UçusIara susadi kanatlarim
Birak beni gideyim

Çekildi özsularim dallarimda
Onmaz bir durgunlugum yalnizlikta
Her geçen gün biraz daha geceyim
Birak beni gideyim
Tutkuyu tutma kapilarda
Nilüferler bogulmadan sularda
Acilar onu yikmadan daglarda
Birak beni gideyim
Nasil olsa yolum çizili benim
Ben ya Ferhat demisim ya da ölüm
Ey benim yoldasim urnut gözlüin
Birak beni gideyim

Bekçi sessizce açti kapiyi, tek söz söylemeden. Sirin gecenin karanliginda usulca süzüldü disariya. Karanligi boydanboya kosuyordu. Ferhat'i bulmak için sabahi beklemeliydi. Bir agacin dibine çöktü, beklemeye basladi. Gece bitmek bilmeyen bir agirlik gibi uzadikça uzuyordu. Sirin, uyanik, düs gördü sabaha kadar. Bu düslerin her birinde, kendisini çogaltan, yücelten, kendisinin çogalttigi, yücelttigi Ferhat vardi. Sabahi anlatan ilk isiklar Dogu'da kipirdanmaya baslayinca, Sirin, "ölüme de, yasamaya da benzer bir gün doguyor" dedi. Gün dogudan ilerledi, Sirin'in ayaklarina kadar geldi ilk isiklariyla. Sirin daga dogru yürümeye basladi. Dag onu yokusunda engelleyecek yerde, onun yürüyüsüne yürüyüs, gücüne güç katiyordu. Uçuyordu sanki dagin yükseklerine. Ferhat'in magarasinin dorukta olduguna inaniyordu. Doruga yaklasinca "Ferhat" diye seslendi. Sirin'i özlemle kucaklayan Ferhat ona sunlari söyledi:

Umutlarin dogdugu yerde geldin
Günesle birlikte dogdun sabaha
Madem ki böylesine güzelliksin
Bir dag çiçegi taksan saçlarina
Sarsilmazliginda bir kalesin
Dünyada hiçbir ordu yikamaz burçlarini
Kiyilari çok uzak bir denizsin
Benim diyen geiniler geçemez daglarini

Gülünç ettik ya ölümü ona bak
Yasarligi en kesin belirleyebildik ya
Artik ölüm her yerde utanacak
Ferhat ile Sirin'e göz koymakla

Kucaginda ölüme ölüm demem
Umudunda yok olmalar bir hiçtir
Gökleri mavisinden koparmak isteyene
Artik ölüm bir çikar yol degildir

Ölmezligi bulduk ya sonunda
Varligimizla yarattik sonsuzu
Haydi kalk uzaklara gidelim
Ölüm sonsuza bölmeden umudumuzu
Sirin'in Ferhat'a söyledikleri:
Ölümler kolay sandi sevinçleri
Bire ona yüze bölerim sandi
Duyuyorum en güzel sabahimda
Ölüm bos yere yokluga inandi
Ölümler kolay sandi bitisleri
Bir kiliçta sonsuza yikacakti
Biliyorum en güzel inancimla
Ölüm kendine yok yere inandi
Ölüm her günkü gücüne yanildi
O sandi ki dur dese duracaktik
Ölüm belki de bizi çocuk sandi
Onu görür görmez aglayacaktik
Bir korkuyu sunacakti da bize
Korkuda çöller gibi yanacaktik
O sandi ki o bize inanmazsa
Biz ona çaresiz inanacaktik
Ölümler kolay sandi sevinçleri
Bire ona yüze bölerim sandi
Biz bir olmus iki ayni inançtik
Ölüm eksikliginde kalakaldi

Yaratanlar
Birer sonsuzluksunuz
Olmazi yoksadiniz bir evrende
Ölüm alsa neyi alacak sizden
Ölüm verse ne verecektir size
Siz her açmaza birer umutsunuz
Ölümünüzde suçumuz büyüktür
Yasarken aci çektiniz
Ondan da biz suçluyuz
Neyleyelim siz sonsuz büyüktünüz
Biz pek ayak uyduramadik size
Bizi size birakmadi korkumuz
Uyamadik büyüklügünüze
Siz birer tanrisiniz

Ferhat ile Sirin dagi asip bilinmedik uzaklara dogru yürümeye basladilar. Oysa büyük bir kalabalik peslerindeydi. Onlar su baslarinda dura dura, çiçek toplaya toplaya ilerliyorlardi. Kalabalik, kizgin bir çabayla kosturuyordu. Basta büyülü sarkaciyla Müneccimbasi, onun yaninda Padisah, arkalarinda vezirler ve damat, daha arkada da cellatlar vardi. Bir su basinda yakaladilar Ferhat ile Sirin'i. Önce Ferhat'i Sirin den ayirmaya çalistilar. Ayiramadilar. O zaman cellatlardan biri Ferhat'in sirtina bir biçak sapladi. Ferhat, Sirin'le birlikte yere yikildi. Sirin'i götürmeye gelen Padisah kizinin üstüne egildi. "Kalk artik, bu is bitti, gidiyoruz" dedi. Bir de bakti ki, Sirin de Ferhat'la birlikte gitmistir. Padisah yanmasina yandi ama, ölümlerin ardindan yanmak dayanmak midir? Simdi yüzyillarin basip geçtigi bu uzak ülkede Ferhat ile Sirin her olmaza baskaldiran birer umut olarak masallarda, türkülerde, sevinçlerde, tutkularda, inaçlarda yasarlar. Kime sorsaniz, Ferhat ile Sirin'in öldügünü söyleyemez. Ölümün el uzatamadigi yerdedir onlar, onlar ölümsüzlügün kendisidir. Yasarken dirençtiler, yasarliklari bitince ölümsüz oldular. Ölüm bir yoketme tanrisi olmayi onlarla birlikte elden kaçirdi. Ferhat ile Sirin'den beri ölüm, yalnizca yasamayanlari alip gidiyor. Bir direnci, bir güzelligi, bir inanci yaratmislar için ölüm, o günden beri çaresiz bir gülünçlüktür.(Alıntı)
[/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://siiradresi.sosforum.net
 
Ferhat ile Şirin (hikayesi)Devamı-3
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
siiradresi :: EDEBİYAT :: HİKAYELER :: TARİHİ AŞK HİKAYELERİ-
Buraya geçin: