siiradresi

siirler, sairler,Yazın Türleri(Hikayeler,Denemeler)
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ferhat ile Şirin (hikayesi)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Turan Ergün
* AdMiN* AdMiN
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Yaş : 52
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 25/05/08

MesajKonu: Ferhat ile Şirin (hikayesi)   Ptsi Kas. 24, 2008 10:27 pm

Padisah, kizi Sirin'i çok severdi. Sirin bir kösk istedi babasindan. Kösk tam üç günde bitirildi. "Ama ben saçaklarinda hiç görmedigim kuslarin uçtugu, duvarlarinda hiç bilmedigim gemilerin hiç bilmedigim ülkelere sevinç tasidigi, dört bir yaninda atlarin hiç tanimadigim umut ülkelerine dogru gittigi bir kösk isterdim" dedi Sirin. En güzel resimleri, en güzel islemeleri en güzel renklerle yaratan Ferhat'i sarayin bahçesine yapilan bu yeni köske getirdiler. Ferhat boyalarini açti, her yani resimlerle, islemelerle süslemeye basladi. Dünyamizin basina sarmis bütün olmazliklari, yüregimize nereden geldiyse gelmis bütün yanlislari, kötülükleri yoksayan büyük bir yaratici çabayla ise koyuldu Ferhat. Boyalarla arasinda kesin bir anlasma vardi. Hiçbir seyi umursamaz gibiydi. Oysa, yaptiklarini begendiremezse boynu vurulacakti.

Yaratanlar
Bagislayin önce bizi
Her seyi sizden aldik
Hiçbir sey veremedik belki size
Bizim yüzümüzden yalnizliginiz
Yaratanlar
Bizi hosgörmeyin ama
Alin degistirin bizi
Taslari yontu yapmaya
Degistirin
Sabah aksam degistirin içimizi
Yaratanlar
Aydinliga çikaran eller kutsal ellerdir
Siz bastanbasa birer tanrisiniz
Duyurun her duymazliga sesinizi

Ferhat bir sabah vakti gene boyalariyla söylesirken, tuttu yemyesil bir yaprak isledi köskün avlusundaki büyük çesmenin tasina. Sonra yapraga dönüp sunlari söyledi:

Gözlerinin derininde bir sari
Yaprak gibi sicak yazdan geçecek
Bekleyecek uzaktan ilk rüzgâri
Ilk sallantida yerlere düsecek
Ilk yagmurda islanacak saçlari
Ilk selin akisina takilip gidecek
Bir ovada karsilayacak kari
Ilk ayazda yüregi titreyecek
Iz kalmayacak ondan baharlara
Çürüdügünde yesiller çikacak
Artik ben yokum dedigi gün
Topraktan papatyalar fiskiracak
Bir yokta geçirecek uzun yazi
Sonbahari hele hiç duymayacak
Kimse gelmekte olan soguklari
Onu bulup da ondan sormayacak

Daha sonra o yapragin yanina özgürlük kirmizisi bir sandal çizdi. Kumluga mor rüzgârlar getirdi. Dalgalar kiyiyi tutunca sunlari söyledi:

Tutkularla açilir misin sandal
Eski mavi büyük denizlere
Gider misin isiklarin ardindan
Günesin kuskusuz battigi yere
Orada görülmedik umutlar bulur
Alir getirir misin kiyilarimiza
Büyük sevinç çigliklari tasir misin
Kara ve sessiz yalnizligimiza
O deniz tarlalarinda belki çiçekler
YesiI uzakliklara serer bakisini
Belki onlar bizden iyi bilirler
Umudun gizlisini askin saklanmisini
Gider getirir misin güzeI sandal
Bize acilarda yok olmayani
Büyüyüp büyüyüp de kuslar gibi
Gün geIip alnindan vurulmayani

Daha sonra da bu apaydinlik kiyiya bir atli getirdi daglardan. Atliya bakip sunlari söyledi:

Taraninca sabahlarin saçIari
Senin adin umut diye biri mi
Bir daha geçmez misin geçtigini
Yakilinca küI vermeyen serüven
Senin adin bir atli mi daglardan
Baskaldirmis yoklugunun adina
Varinca atli olmanin tadina
Senin için gitmelerin sehri mi
Senin karli daglarin var mi kistan
Sunulacak umudun var mi yaza
Yoksa aksamüstünde kendini
Birakacak misin renksiz beyaza
Atini basibos sürüp tarlaya
Topla diyecek misin yalnizligi
Özgürlügü ayri ayri kapilarda tutarken
Varligin ve yoklugun uymazligi
Yaratanlar
Her umudu bir kesinlik bildiniz
Sizden önce umut yoktu dünyamizda
Dünyamiza umudu siz getirdiniz
Sonu hiç gelmeyecek bir sarkida
Siz islediniz dogaya inanci
Kendinizden kendinizi yaratmayi bildiniz
Her sey bitmis sanilan yerde bile
Yeni yontular kurdunuz kayalardan
Asilmazliklar gibi dikili daglardan
Siz asmayi bildiniz geçitleri
Siz bize kendimizi gösterdiniz
Siz bozdunuz dogada sessizligi
Yerine sonsuzlugu getirdiniz

Ferhat o sabah yapragi, sandali ve atliyi çizerken, Sirin bir kösede gizlice onu gözetliyordu. Bakti ki, düsledigi güzelliklerden de büyük güzellikler Ferhat'in çizdigi, boyadigi resimlerdedir. Usulca onun yanina yaklasti ve dedi ki:

Bu kadar güzelligi kaldiramaz
Daha güzellersen yikilir duvarlar
Böylesine eksiksiz bir türküyü
Duyanlar dinlemeye dayanamaz
Biraz çirkinlik kat yaptigina
O güzel çocuk yüzlerini sil biraz
O bembeyaz yeleli atlari karala
Yerlerine yalnizlik çiz biraz
Iyiden dogrudan ve güzelden
Birini görmezden gel hiç degilse
Boyadigin çiçeklerden birinin
Hiç degilse bir yapragini kopar
Bir yerinde aksasin bu sonsuzluk
Yoksa yüregimiz dayanmayacak
Hem bizim eksikli varligimiz
Senin eksiksizligini zor anlayacak
Sonra aklindan sökemezse seni
Ya bir çilgin olup çikarsa Sirin
Sonunda bir yalnizliga düserse
Sonsuzlugunla ödeyebilir misin

Ferhat, Sirin'i görünce vuruldu. Ne gördügü, ne duydugu, ne yarattigi güzellikler içinde böylesine yüce bir güzellige raslamisti. Dedi ki Sirin'e:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://siiradresi.sosforum.net
 
Ferhat ile Şirin (hikayesi)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
siiradresi :: EDEBİYAT :: HİKAYELER :: TARİHİ AŞK HİKAYELERİ-
Buraya geçin: